SANATKAR

Yüzünde ıstırabın dövme dövme izleri

İçinde heyecanın çıldırtan denizleri

Size anlatmak için çırılçıplak sizleri

Her ahına ömründen bir parça katan adam

 Sanat denen o uçsuz,ufuksuz okyanusun

Üstünde martı olmak,kıyılarında yosun

Varsın karın doyurmaz diyenler tok uyusun;

O ölüp deha olan sağken aç yatan adam!..

Bir fırçanın ucunda erimek renk renk olup,

Bir mısranın içinde bin mezara denk olup,

Bir portre çizgisinde sonsuz ahenk olup

Kaderiyle Allahı bile ağlatan adam!..

                    (O Kadın adlı bütün şiirleri kitabından)

Behlül Dal ustamız, 22 Nisan 1922  İstanbul doğumludur

200'e yakın film ve yazılarıyla ilklere

Hiç durmadan imza atmış ve Antalya Altın Portakal'i kuran sanatçıdır

O eşsiz çığlığı ve yaratısıyla tarihin hakkını vermiş sanatını bi daha alkışlıyorum..

www.se-sam.org

www.altinportakal.org.tr

 
Anasayfa
İNSANBUL KRALİÇESİ..

Image

Hep aldıklarımız değildir yaşam

Ona verdiğimiz

Onun yüreğine yazdığımız hayat notaları

Hiç durmadan seslenir

Yollar arar

Eğer yeryüzü çocuğu olacaksanız

O toprağa ekmek ,su vermeden olur mu?

Şiirlerimin tuğlalarını örmeye devam eden ışığın

Kararmayan dağlarından

Bir insanbul kraliçesiyle yüz yüze konuştum

Damlalarını  sayfalara bıraktım

O insanbul için tekrar kalem tuttum ya !

(Kapak resim detayı:Fantastik  Sürrealizmin  Ülkemizdeki Öncüsü Erol Deneç)

www.eroldenec.com

(Yar Yayınları-2009)

  İsteme adresi;www.saykitap.com /Cağaloğlu/İstanbul

Devamını oku...
 
AŞK UYKUSUZ BİR ÇOCUK / AKIN OK / YAR YAYINLARI /2.BASKI..

Image

 

Cesur bir kalbin ve insanlık tarihinin içinden geçen bütün kötülüklere direnen,

adeta mazlumların sesi olmuş mavi bir şiir ve gözümüzü alan bir ışık akıyor.

 Onurlu bir hayat savaşçısı o!

Gönlü Anadolu uygarlığı ve şiir bahçesi olmuş.

Tüketenden yana değil; üretenden ve emekten yana çevirmiş aydınlık yüzünü.

 Gittiği her yere insan sevgisini götüren, gerçek sanat ve sanatçılar için nice özverilerde bulunup,

 üzerine dostluk ve kardeşlik hırkasından başka bir şey giymeyen aşk yüzlü bir adam, bir şairdir Akın Ok!

Derdi olan ve haksızlığın karşısında bir Donkişot gibi direnen, umut sesli bir direnişçidir.

 Dostlarına, 'Anadolu uygarlığını çiğnemediğiniz için bu ayakkabıları size veriyorum' diyen bir gönül insanıdır.

 Sanat ve insanlık anlamında çok renkli, çok sesli bir kolaj tadındadır

 ve gittiği her yere içindeki güneşi götürür ve hepimiz ısınırız bu yeryüzü insanının düşlerinden.

Akın Ok tek başına bir festivaldir.

Tek başına bir manifestodur.

Kimsenin canı yanmasın diyedir kendi canının sürekli yandığı.

O anlayana sevgi ustasıdır.

O zaten dünya insanıdır ve çıkar ilişkilerine dayanan kirlenmiş, şarlatan bir medyaya asla yüz vermez!

Akın Ok'un şiirlerinde ve var olduğu her yerde kelimeler aşka gelir, şiir atını kuşanır ve dörtnala koşmaya başlar!

Herkesi insan olmaya çağıran evrensel bir duruşu vardır.

 Şiire, müziğe, resme, sinemaya, tiyatroya, yani sanat olan her şeye bir aşk şövalyesi gibi bakar!

 Kibir ve haset yoktur.

Onun asi ve asil ruhundan aşk ve tutkuyla fırlayan ok sadece karanlığa ve kötülüğe saplanmaya ayarlanmıştır.

'Gitarın Altın Çocukları'nı bilgece bir sonsuzluğa emanet etmiştir. Vicdan denilen o yara kolay değildir.

 İçi açık bir yara gibi yaşamak hiç de kolay değildir, ya da şöyle mi deseydim:

'Akın Ok'un her kelimesini takip edin, o sizi ikiyüzlü bir gölgeye değil; iyi şiirin ve boynu dik duranların en güzel cevabına götürecek kadar dalgın olmanın, şiir olmanın fazla kendisidir!

 'İnsanlara dokunduğunda, yürek zarları açılmıyorsa, ucuz bir dünyada yaşadığına üzülme' dediğine bakmayın.

Gönül adamı olmak için önce Akın Ok olmak lazım!

'Sonunda ecel şerbetini içmek için' cesur bir kalbin içine bakın.

Orada kardeş olmanın, insan olmanın, şiir olmanın, şarkı olmanın biricik arkadaşlığını duyacaksınız. Ben duyuyorum.

Ya siz?

Engin Turgut

Şair-Ressam

www.enginturgut.com

 İletişim için:Say dağıtım (0212-5122158)

www.saykitap.com

( Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır )

 
BULUTUMUZ VE ÖZGÜRLÜGÜ..

Beşiktaş'tan adımlarım uzadı

Yağmurun şairler parkına bakan yüzünden geçiyorum

Neyzen Tevfik,Melih Cevdet Anday,Özdemir Asaf,Necati Cumalı,kimler yok ki

Elimde duran geceni ateşi gibi

Bakıyordum ona ve yağan karların içinde susan incir ağacıyla konuşuyordum

Son nokta mı yoksa

Acılar mı daha nefes

Bir dumanın sarhoşluğuna konan

Yeryüzü kırbacıyla aramızda şimdi

Beğenisi küçük kalp atışlarına yanan

Sessiz çığlıkların kararmış gözleriyle

Yürüdüğüm yolların kıyısında

Çıkıyor karşıma

Kimin içinde durmayan esrarengiz saat gibi

Arkamda yanmış zaman çocukluğu

Kurtulmayı bekleyen çeşmenin alkışıyla

Sana  insanbuldan geliyordu

O gülüşün yanağında karanlıkların kayboluşu

O ihanetlerin susuşu

O umut deryasına akan kaptanı deryanın bayrağı oluyordu ya

Artık kendi limanında rüzgar olan yaprak demetlerini durdura bilir miyiz?

Sen hayata ah çektikçe aşk büyüyordu

Sen aşk'a baktıkça yeryüzü şahlanıyordu

Bilinmeyen bir mehtabın içinde yıkılan renklerin kaleminde zaman doğuruyordu

İlk defa özgürlügün ayaklarına dolanmayan

Aşk bahçesi seni çağırıyordu

Hangi makamın ne önemi vardı

Mutluluk damlalarında yazılamayan reçeteyi sen yazarken

Odanın baş ucunda şafak oluyordu

Satılık dünyanın aşk çiçeğinde sana bir demet yasemen sundular

O tarih sayfası rahat uyumak için izin istedi!

Çağlayan gözlerin eylül bulutuyla

"Kırmızı gül demet demet/Sevda değil bir alamet"...

10 Ocak 2010

 
"EVREN", KÜÇÜK MÜ?

Bir kriz rüyasına attılar bizi

Aşk çocukluğumuz büyümesin diye

Ankara'da direnen işciler

Yüreklerinde özgürlük çocuklarının ateşiyle

Tarihin karanlığına meydan okuyan gövdeleriyle

İsyan ve aşk kılıçında

İNSANBUL'A sesleniyorlar

Ben İstiklal caddesinde o evrenin yanına koşarken

Mavi bir bulutun sokaklarına

Galatasaray Lisesi önünde EMEK CEPHESİ zılgıtıyla akıyorum

Onun yüzünde mazlumların devrim gülüşünü görüyorum

Yanımızda karanfil kokulu tramvay geçiyor

Anaların kahrını bayrak yaptığı saatlerle

Evren'in canına kattığı yeryüzü koşuyor tarlasına

İşte yürürken yeni yılda çıkan amorti ile

Ekmek arası dönerin sırtı bıçak yarasında Mehmet Güleryüz dostum damlıyor

Kemancı senfonisinde bıraktığım ayak izlerinden kapıyı açarken

Ataol Behramoğlu selamında şiirin rövanşını duymak için uzanıyorum dehlizlere

Yaşar Miraç ,Önder Kızılkaya,Nesimi Aday,Hüseyin Alemdar,Küçük İskender, Aydın Bağardı ıslığıyla

Kemancı solosunun kahramanı Zeki Ateş coşkusu alkış toplarken

Bizi biz yapan türkü başlıyordu

 Zeynep  Şennur Sarıbaş , Nahide hanım,yeryüzü kızı Melisa masasıyla

Nevzat Çelik çığlığı sahne tozunu yırtık uçurtma kanıyla bırakırken

Canımın köpük köpük akorların seslerinde şiir damlatan yüreklerin selamıyla ayrılıyor

Taksim ormanında alnında durmayan yeryüzünü

Yazı yapan o küçük evrenin yürek haritasıyla yıkanırken

Bir gülüşün devrim olan çocukluğa armağanı

Bakırköy'de durmayacak Rodin heykeline bakıyordu

Evren aşk ekmeğini dağıtmaya devam etsin diye

O direnişin fotografında yoksulluğumuz ,zengin bir zalimden daha onurlu,daha masumdu ya

Şimşek pide salonunda duran sarı güller aramızda nazlanmayan bir Kartal'dı

O yolların içine akide şekeri bırakan yeryüzü kalbi

Daha ne isteye bilir ki?

"AŞK" KİMSENİN ,KİMSEYE SAHİP OLMADIĞI ,BİR YERYÜZÜ VİCDANIYDI  SADECE...

6 Ocak Çarşamba 2010

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

www.kemanci.org

www.kadikoy34.com

 
AŞK BİR TARİHİN ADI OLAMAZ MI?..

İnsanbul duvarlarında gezinirken

Yüreğime yazılan sözcükler

Bunlarla başlıyordu

Ben içime sığmayan isyan kırıntılarıyla

Esenlerden  o yarım ay içinde akan

 İstanbul yalnızlığında duran yeryüzü çocuklarıyla

Bir hayvanat bahçesi yok diye o ormanı arıyordum

Sanki büyük bir çınarın yapraklarından gelen toz bulutuyla izini sürdüğüm aşk çocukluğu

Aniden fısıltısıyla geldi yanıma

Elimde kağıt mendil ,üzerimde kurşun kalem kokusu bir kalemtraş yoktu diye durdu!

Düştü dilimdeki acı mızrabı

Ne kadar türkü söyleyeceğimi

Nerede bozlak olacağımı bilemiyordum

Ama ağıtlar pınarı artık akıyordu yatağında

Ekmeksiz,sussuz,tuzsuz,tadsız kalmadığım o Atışalanında yıllar öncesinde yürümüştüm

Sırtımda kitap çuvalları ve yevmiyesi pide olan harçlık yetmişti

Oysa,şimdi o can pazarına düşen memleket gövdesinde

Saçlarında yılların torusu duran kadın söylüyordu sancısını

Değiştirin şu toprakların kaderini,

Okyanusunuzda ne kadar aşk varsa bırakın boğaların boynundan insin yeryüzüne

Ve ne olur durmayın artık ne olur diyen gözler serenadını çaldı

İnsanlığın ellerinde toprak kokusu cennetini ararken

Ben şiirin kılıçında yazdığım sözlerin alkışıyım ya

Bundan sonrası karanfil kokulu yarınların ıslığındadır

Anadolu tarlasından geceye düşen kar taneleri boşuna mı?

İki bin on aralığında bir on üç aralığı oldu

Sahne emek yıldızlarının tozuyla açılıyor..

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

www.istanbuloyuncakmuzesi.com

www.facebook.com/akinok

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 25 Toplam: 337