|
Adı konmuş hayat karelerinde Bir zalimlik yapanlar vardır Onlar zaten karanlığın koynundan ayrılmazlar! Ama ya ayrılan sevda ıslığı olan canlarla karşılaşırsanız şaşırmayın İşte yüzüne baktığımda bütün yaşam girdaplarında Sanki o anlamsız yol katarlarından kaçmış ve yeryüzüne konmuş insan ile karşılaşıyordum Türküler tamda sokakların deryası olurken Ne yağan karlı dağlar duruyor ne de acının korkak yüzü Belli ki ,on dört şubatı on beşine bağlayan gecede doğmak Bu kadar kolaydı! Ne söylesem yetmiyordu içimden geçen dar koridorların peşi sıra Üflesem yıkılmayacak kahramanlar gibi Bulutuyla gelmişti Dünyaya bir aşk çocuğu alkış olsun diye Hep o asil göz aralıklarıyla konuşuyordu Kimsenin duymadıklarını duymuş,görmediklerini görmüş sessiz yaprak rüzgarı olmak yetiyordu Kadıköy'de duyduğum ne varsa onun ıslığına bıraktım Şimdi,insanlığımızın üç kuruşa değer görüldüğü zor saatlerde Büyüyen bir sevda ormanında ağaçların yaprakları Bu gün rahat uyuyacaklardı ya Bende ona inandım Bizi kurtaran Cevriyeden yüreğime dokunan coşkunun yolculuğu durmasın! On aralık'tan biri iki bin dokuzun yakasında çabalarken Ben, Erol Deneç ve Hikmet Barutçugil,Hasan Gencer ile Mehmet Pisak Lisesinde yaşanan buluşmanın Onlarca genci sarıp sarmalayan gerçek sanatçı kanlarımızı gelecek yaparak Konuşuyoruz hala yeryüzü duysun diye Şimdi ;Ernur Kalender toprak kokusunda Zümrüt Kalender boya tadında yıkanırken Kadıköy şafağın alkışıyla ..
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|