|
İnsanbul duvarlarında gezinirken Yüreğime yazılan sözcükler Bunlarla başlıyordu Ben içime sığmayan isyan kırıntılarıyla Esenlerden o yarım ay içinde akan İstanbul yalnızlığında duran yeryüzü çocuklarıyla Bir hayvanat bahçesi yok diye o ormanı arıyordum Sanki büyük bir çınarın yapraklarından gelen toz bulutuyla izini sürdüğüm aşk çocukluğu Aniden fısıltısıyla geldi yanıma Elimde kağıt mendil ,üzerimde kurşun kalem kokusu bir kalemtraş yoktu diye durdu! Düştü dilimdeki acı mızrabı Ne kadar türkü söyleyeceğimi Nerede bozlak olacağımı bilemiyordum Ama ağıtlar pınarı artık akıyordu yatağında Ekmeksiz,sussuz,tuzsuz,tadsız kalmadığım o Atışalanında yıllar öncesinde yürümüştüm Sırtımda kitap çuvalları ve yevmiyesi pide olan harçlık yetmişti Oysa,şimdi o can pazarına düşen memleket gövdesinde Saçlarında yılların torusu duran kadın söylüyordu sancısını Değiştirin şu toprakların kaderini, Okyanusunuzda ne kadar aşk varsa bırakın boğaların boynundan insin yeryüzüne Ve ne olur durmayın artık ne olur diyen gözler serenadını çaldı İnsanlığın ellerinde toprak kokusu cennetini ararken Ben şiirin kılıçında yazdığım sözlerin alkışıyım ya Bundan sonrası karanfil kokulu yarınların ıslığındadır Anadolu tarlasından geceye düşen kar taneleri boşuna mı? İki bin on aralığında bir on üç aralığı oldu Sahne emek yıldızlarının tozuyla açılıyor..
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
www.istanbuloyuncakmuzesi.com
|