Herkes yaşamını ördüğü karelerin içinde

Hayatına birşeyler katarak yolculuğunu sürdürürken

 O  eşsiz kalan türkülerimize soluk katmaya devam etti

Peki,o nefesiyle damıttığı hançeriyle ta okyanusun ucundaki ışıkları birer birer toplayıp kimlere armağan ediyordu!

Sanatın canını okuyan sevgisiz kanların karşısına hep çıkan

,İpek çığlığı durmadan nereye  akıyordu!

Kimilerinin kulağında yankılanan bir ceylan ateşiyle koşarken arkasına bakmadan

Kimilerinin gözlerinde duran hasreti aradığını da hissederek

 Sesini bırakmıştı kozmoza işte o zaman;

Sevginin  yağmuruyla yaktığı  sonsuzluğun türküleri şahlanmıştı bir kere daha!..

Şimdi yeniden harmanlanan aşk çocukluğunu

 Yeni yüzyılın sanat bahçesine

Anadolu uyğarlığının tezenesiyle çalarak geliyor ki,

Yeryüzünün insanlık haritasında onun yürek ırmağı kabesine selam dururken

Biz gölgesinde beklediğimiz aşk insanlığının yıldızında  kırık akorlarımızı çoğaltıyoruz

"Boğaz köprüsünün maviliğinde akan ışıklarla Mercedes Sosa'yı" unutmadan...... 

www.nurdanipek.info

 
Anasayfa
"SONSUZ FİLMİ VE CEMAL ŞAN KARELERİ !"..

İstanbul'un bir ucunda yaşadıklarımızla

İnsanbul'un dışına çıkma vaktinde

Son yaşadığımız acılar ve sel felaketi

İçim'deki yeryüzü çocuğuna durmadan soruyordu

İşte o cevapların ışığında Nihat Nikerel ıslığı yanıma kadar gelmiş

Onunla harekete geçmişti ki ,zaten taşmış bir nehir gibiydi

Sadri Alışık ustanın sanat mekanına adım adım yürüyordum

Hızla asansöre ve 5'inci kata vardığımda hipodromda koşarcasına hız içindeydim

Kerem Alışık ile koridorda karşılaşıp selamlaştık

Baktım bizim Nihat Nikerel ağa dalmış sinopsis okuyor

İşte adamı böyle çalıştırırlar diye mızıkamı çaldım nefesim odanın içinde sessizlikle

Sadri baba'nın arasında duruyormuşum gibi çoğalıyordu

Nikerel ağa ile dertleşirken Kerem Alışık'a ;Sadri Baba'nın selamı kitabım geliyor müjdesini verdim

Biz yavaş yavaş çaylarımızı yudumlayıp yollara düşmeye başladık

Ve TİM salonu önüne vardığımızda kareler akıyordu

Gelenler,gidenler ve şatafatlı kameralar pusuda eğlence arıyordu

Hem büyük hemde küçük selamlaşmalar,bakışmalar,dikizler,aynalar içinde

Tam sahnenin önüne yakın oturduk

Önümüze Süleyman Turan ışığı geldi tokalaştık

Yanımızda yapımcılar ve dostlar vardı

Tam bu arada Bülent Ersoy'un en ön koltukta bir akrobasi yaratması

Ona yakın kamera ve ışık spotlarının tacizyle gelen anons ve garip şaronpol yürüyüşlü konuşmacı

Bütün emek yıldızlarının alkışına kaçan rüzgar filimi önümüze koydu!

Hem sürrealist hem toplumcu hemde estetik kaygıları iyi düşünen Cemal Şan

Yakaladığı ve kurgusunda çok başarılı bir kadro seçimiyle herşeyin hakkını vermişti

Müziklerin icrası,müzisyenlerin içtenlik notalarıyla iz bırakacak bir nefes yaratıyordu

Amatör ruhu profösyonel teknik güçe teslim etmeyen vefa'da başarı o kadar çok ki,

Onun içindir ki,7'inci sanatın tarih değiştirdiği ve tarih yazdığı kareler

Her geçen gün memlekette öz güven ,yaratıcılık,paylaşma olmadan asla diyerek ilerliyor

Toplumsal fiğürleri folklorik sıcaklığa mahkum etmeden elini taşın altına koyan

Tüm emek yıldızlarına bu topraklarda değer aşınması olmasın diye çabaladıkları için

Cemal Şan alkışıyla sonsuz ıslık gönderiyor biz varız ve sanat çocukluğu

Yeryüzünde yalnız değil demeleri coşkusuyla

Bi daha karşılaşmak ,ekmek dağıtırken sette olmak üzere

Charlie Chaplin gülüşü Nasreddin hoca'yı hatırlatsın diye!

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 
MAVİ

Bulutların arasında duran kumrular gibi

Vapurun içinde duruyordun

Adalar selam dururken alnına rüzğar koydun

İstanbul susmuş

Sen yürüyordun üstüne

Balıklar tezgahın dansözü

Kayıklar efeleriydi kıyıların

Yıllara meydan okumuş bir sevdayla

Ömrüne yağan karlara aldırmadan

Kemanın arjesinde çaldın yapraklarını

Yeşil ışıkta sarıldın ya dünyaya

Sarıyı unuttun pabuçunda

Kornalar çalındı sen geçerken

Kayaların gözünde hülyalar yazdırdın

Seni zindanlara atanların yangını oldun

Kırküç yıllık kürek mahkumluğu değil

Evren yıldızında bir çoban yıldızını buldun

Dudakların toprak kokusu

Yüreğin öğretmen okulu bahçesi

Sabrın yeryüzü aşkına zılgıt kaldı

Durmayan türkülerin çocukluğunda sen söyledin ya

Kağıda kalem olan diller kalır mı artık?

  10 Eylül 2009

 
MEMLEKETİ CENNET ,YÖNETENLERİ CEHENNEM OLAN GÜNLER...

Işık Soner diye yeryüzü çocuklarına özgürlük dağıtan

Yürekli yaşamını ,yürekli tarih aksın diye düşün tarlası açan öncü,devrimci insanı uğurlarken

İnsanbul sokaklarında gri acılar ve hüzünlerle yürüyordum

Ernur ağabey'in ve bizim ,

Tarçınımızın, bizden ayrılacağını iğneyle uyutulma operasyonunu öğrenince burkuldum

Dostlara "Canımız Güler Zere İçin" kitablarını ulaştırmak üzere Kadıköy'e geçtim

Ve yavaş yavaş merdivenlerini çıktığım evin kapısı açıktı

O tatsız ve gereksiz ,utanç görüntüleri derken

Güzelim yağmur bütün şehri alt üst etmiş

Yine doğa afeti tekerlemeleriyle perişanlığın bini bin para manzaralar içinde

Olanlar olmaya devam ediyordu

Artık açgözlülük mü ,tembellik mi,bana dokunmayan bin yaşasın mı derken

30 yurttaş yaşamını kaybetmiş ve sulara gömülmüştü!

Güya medya programları ve haberleri o komik çığlıkları ve deformasyonik anlatım kadrolarıyla

Bayram havasında haaaberrrr yapıyorlarrrdııııı....

 Ne belediye başkanları nede kaymakam,vali veasire bir allahın kulu konuşamadı!

Daha sonra büyük şarlatanlıklar ,yüzsüzlükler,ihanetler genel politikadan popalanıyordu

Sonuç;Zenginler dünyasında bir ikitelli karanlığı ortaya çıkmış ve yoksulluk kırmızı ışık yakmıştı

Özetin özeti;cümbür cemaat ne şehir planlamasından,ne deprem hazırlığında nede gelecekten

Öyle bi haber yaşatılıyorduk ki ,yolu yol olmayan,alt yapıdan haberi olmayan yerleşim alanlarıyla

Yalan bir memleket yöneticiler kuşağı deşifre olmuş aması çok olan sorular cevaplarını

Hiç durmadan memleketin batısında-doğusuna köprü kuramıyordu

Sınıfta kalanların sınıf geçirildiği bir ülkede yangında kim kimi kurtara bilir ki?

Gelin o yangının adresini ve güya akıl hocalarını sorgulayalım,tartışalım,uyutmayalım

Cennet ülkenin cehennem zebanilerini kovalım artık!

İyi haber,gerçek haber,güldüren haber ne zaman yağacak deme hakkımız yok mu?

Bir'de yiğit başkanlar istifa eder doğruluk kazansın

Rezillik artmasın ,yurttaş ağlamasın diye!

Aşk güllerini Bostancı vapurunda bırakanlara ,paylaşanlara,selam olsun...

www.ulusalkanal.com.tr

 
SELİN MELEK AKTAN VE SANAT YÜREĞİ..

Kendine yeryüzü sofrasında

Düşler kuranlar ve onu paylaşanlar gerçek sanatçılardır

İşte, Selin Melek Aktan dostumun sanat rüzgarında uçurtmasıyla

Karşılaşmamak mümkün değil!

O her zaman çocukluğuna yürekli bir fener ışığıyla sahip çıkarken

Dünyanın sanat  odalarına elini ve gönlünü koyuyor

Belki bizim haberimiz geç oluyor

Ama onun hayat maratonunda

İlk yüz metreler adım adım örülmüş durmaksızın koşuyor

Bugün ,Elmadağ surlarında tesadüf karşılaşmamızla

 Onunla bir okyanus damlası olmak için

Evrensel Sanatlar Müzik merkezinde

 Nefeslenmesini istedim ve o bahçenin pınarıyla neşelendik

Tayfun Gültekin'in arka bahçedeki öğrencileriyle bizi selamlaması sohbeti derinleştirdi

Yine dünya gerçeğimiz ,

Sanatın poetikası ve gelecek günlerin sanat penceresine koşan duygularımızla

Bitmeyen bir senfonik konuşma hızındayken

Sevgi dostumuz kırmızı ışıkta yanan ders ziliyle Tayfun Gültekin'i aramızdan almış

Biz Selin ile o durmayan yüreğindeki sanat aşkından fışkıran projelerine daldık

O Ne zaman konuşsa nehrin yanaklarında duran kırlangıç kanatları uçuyor

Kaybolan insanlık ormanı dile geliyordu

11 Eylül'de İtalyada yapılacak sergi coşkusu

Ve daha sonra hiç beklemeyen zamana sığdırdığı yaratıcılıklarıyla koşuyordu yine

Bu arada şiirlerinin bestesini çalışmış ,süpriz bir beste çıkardığını müjdeliyordu

O sırada acil gelen bir telefonla

Bizde geçen zamanda kaybolmuş ve yakalanmıştık teknolojiye

Ama Selin Melek Aktan öyle anlamlı ve yaratıcı yaşam kareleriyle akıyordu insanlığa

Renkler senfonisinde şaha kalkan gönül çocukluğu hep yüzsün diye selam durdum

Tatavla müzikleri kapıyı açarken

Biz ayrıldık...

             5 Eylül Cumartesi 2009

www.selinaktan.blogspot.com

           Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

 
SOLMAZ AKSOY RENKLERİ VE GALATA'NIN YÜZÜ..

Onun ne kadar sonsuzluk düşü kurduğunu

Onları seçip birer birer ışıdığını anlamak için

Sadece dinlemek ve o sesin tarih çocukluğuna bakmak yetiyordu

Evet ,bir deli bir çukara bir  taş atmış ve kırk akıllı çıkaramamışsa

Keşke,Solmaz Aksoy'dan yardım almayı akıl etselerdi derdim

Çünkü ;o varlığıyla ,yokluğu arasında resim sanatına yüklediği auradan

Eğer yeryüzü atlasına eşlik eden

Bir senfoni renklerini bulmasaydı

Belki sessizliği ,içtenliği anlaşılamayacaktı...

İşte kendini anlatmadan yeryüzü sokaklarında

Köprünün bir ayağını kuran ve arkaik geçmişe aşk şarabı bırakanlarla

Galata kulesinden fırça rüzgarının alkışını düşüneceğimiz

Solmaz Aksoy tabloları içimize akarken

Bir ressamın ellerine özgürlük tarlasındaki başaklar için

Taş plak'tan Aşık Veysel çalıyorum

Renkahenk anadolu çocuklarının coşkusuyla

Edip Cansever alkışıyla

Solmaz Aksoy ;İnsanbul'u  bize kardeş saydığı

Yalnız bırakmadığı renklerin emek yıldızyla..

www.solmazaksoy.com

 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 51 - 75 Toplam: 352